|
|
||||
Cam tarihçe m.ö 5000 camın (finikeliler tarafından ) keşfedildiğine inanılan tarih. m.ö 2500 mısırda ılk cam süs eşyaları m.ö 1500 mısırda ön cam kap m.ö 250 babilde evvel sırça üfleme roma dönemi m.ö 80 cam kaplarda çeşitlilik; düzcam üretme çabası var ama ciddi bir başarı yok. ( pompei kazılarda 800 x1120 mm. kadar yaklaşık 12mm. kalınlığında bir cam levha bulundu.) ortaçağlar renkli vitray camları var. ama şunca maliyeti çok olduğu için yaygınlaşamıyor. zenginlerin evlerinde bile hala kepenk kullanılıyor. yeni çağlar 1450 lerde bizans etkisi altında venedikte (murano) ilk soda- kireç) camı üretimi. venedikliler buna â?cristalloâ? gıyaben verdiler. 17. yüzyil â? 1615 pencere üretiminde odun yerine kömür kullanımı (cam üretiminde istenen sıcaklığın elde edilmesi için ormanlar yok oluyordu. â? 1675 ingiltereâ?de cama mermi karıştırılması â? üfleme ve üretilen cam balonlarının yassılaşmaya bırakılması ve düzcam üretimi. â? 17. yüzyıl sonlarında fransa ilk polisaj 18. yüzyil ilk nısıf kalıplı cam şişe üretimi. 19. yüzyil â? ilk otomatik üfleme ve sırça silindirlerden keserek düzcam üretimi. â? su , buhar ve elektrik enerjisinin polisajda kullanımı; düzcamın pencerelerde kullanımının yaygınlaşması â? 1844 â? 1848 İngiltere , surrey de ilk cam kabuklu çatı (palm house ) â? 1851 londa- hyde park da ilk dünya fuarı zımnında cam kabuklu pavyon binası ( chrystal palace â? sir joseph paxton) â? 1865 ilk çift cam patenti (thomas stetson) 20. yüzyil (birinci yari) â? 1905 â?1912 ilk kesintisiz düzcam üretimi (coburn , lof). â? cumbalı , makro (şikago tipi) pencerelerin moda olması â? 1912. ilk temperli camların uçak ve gemilerde kullanımı â? 1913. bugünkü anlamına benzeyen ilk giydirme cepheli bina (mimar walter gropious â? bau haus) â? 1923. düzcam plakalarının iki taraflı polisajı â? 1938. temperli camların mimaride ilk kullanımı â? 1945. önce trenlerde kullanılan çift camların ilk kere mimaride kullanılması; ıkinci dünya savaşının hemen arkasında ticari yapılarda talep patlaması. 20. yüzyil (ikinci yari) â? 1952. ilk harmandan ilgi çekici cam kullanımı (lever house â? newyork , ppg solex yeşil) â? 1953 harmandan renkli ilk çiftcamlar â? 1959. float cam üretiminin pilkington kardeşler tarafından geliştirilmesi â? 1960â?lar . ilk cam etobur cephe sistemleri; atrium ve çatı pencerelerinin yaygınlaşması â? 1963. estetik okunuşu enerji tasarrufa amaçlı güneşkontrol kaplamalı ilk reflektif camların üretimi (pilkington lhr) â? 1964 güneş arama kaplamalı ilk çift camlar â? 1978. ilk düşük yayınımlı (low-e) kaplamalı cam üretimi cam hakkinda saydam , yarısaydam yada opak , sert ve inorganik bir malzeme olan camın olusumunda üç grup malzeme yer alır. bunlar;asidik , bazik oksitler ve renklendiricilerdir.camın temel hammeddesini oluşturan silis ( silisyumdioksit sio2 ) asidik oksittir. geçmişte olduğu gibi buğün de kullanılan camın esası olarak kabul edebileceğimiz silis organik maddelerle birlikte kum yapısında bulunur. ancak buğün kum kullanımı yanında teknolojinin gelişimine bağlı olarak acar malzemeler cam yapımında yerini almıştır. cam: usta ellerde şekillenirken silisin işlenmesindeki zorluklar özelliklede şekillenmeye başladığı ilk yıllarında yeterli ısının elde edilemeyişi gibi olumsuzluklar , çalışmayı kolaylaştırıcı çözüm arayışları sonunda , katkı maddeleri olarak isimlendirdiğimiz bazik oksitler silisle birlikte cam harmanında yerini almıştır.bunlar potas( potasyumkarbonat k2co3) soda (podyumkarbonat na2co3) ve kireç ( kalsiyumkarbonat caco3) gibi erğime noktası düşük bileşiklerdir.cam hamurunda yeralan katkıların oranları camın kalitesinde oldukça önemlidir. günümüz camlarında ali ısının elde edilebilmesine bağlı olarak cam harmanında yer alan katkı maddelerinin oranlarında azalma , silis oranında artma görülür. cam harmanında adı geçen malzemeler yanında , olabilecek , istenmeyen renklenmeyi önlemek için ağartıcı olarak magnezyumoksit(mno) veya nikeloksit (nio) eklenir. yapısal olumsuzlukları gidermek amacıyla arsenik , antimon , sülfat , ve nitratlardan yararlanılır. camın renklendirilmesinde metaloksitler kullanılır.bunlar:bakıroksit; kobalt okunuşu mavi , gümüş;sarı altın; pembe ve kırmızı gibi renk verirler. cam yapımında bilinen en eski tekniklerden biri iç kalıp tekniğidir. bu teknikte önce çamur gübre v.b. malzemeden model yapılır. yapılan model üzerine daldırma yöntemiyle yada cam liflerin sarılması şeklinde uygulama gerçekleştirilir. mozaik cam tekniğinde yine yardımcı kalıplar kullanılmaktadır.iç ve dış kalıptan oluşturulan düzenek de iki kalıp arasına konulan cam parçalarının kalıpla birlikte fırınlanmasıyla elde edilmektedir. döküm ve kalıplama tekniğinde akıcı hale getirilmiş olan cam hamurunun negatif kalıplara dökülmesiyle yapılmaktadır. erken tarihli bu tekniklerle üretilen cam eserler önemli gelişimini m.ö. i.y.y. da üfleme tekniğinin cam üretiminde kullanılmasıyla gerçekleştirmiştir. bu teknikle sayıca fazla mahsul , köken ve biçem namına yenilikler keşfedilmiştir. üfleme tekniği farklı şekillerde kullanılmıştır. tüp , serbest , kalıba üfleme yöntemleriyle yapılan cam üretimi halen geçerliliğini sürdürmektedir. cam bozulmaları: cam eserin dayanıklılığı içinde bulunduğu ortama ve yapısında taraf alan maddelere bağlıdır. cam yapısında yer alan alkali , bazik oksitler ve renklendiricilerin kullanım şekli ve orantıları , camın sağlamlığını ve durağanlığını belirler.ortam koşulları hiç kuşkusuz önemlidir. ancak bundan daha önemli olan camın içeriğidir. cam hamuruna katılan bazik oksitler ve renklendiricilerin kullanım miktarı ve ergime derecesi ortam koşullarının etkinliğini belirler. ortam koşulları akarsu , alkali ve asitlere bağlı oluşur. cam içinde katkı maddelerinden potasyum , sodyumun yüksek miktarda kullanılması durumunda sudan etkilenerek çözülmeye başlar. böyle bir durumda alkali iyonları suyla reaksiyona girerek hidroksitleri ( oh ) meydana getirirler. bu hidroksitler cam yüzeyiyle temas halinde kalabildikleri gibi yeraltı suları , yağan yağmur sularının cama ulaşması ve camın nemlenmesinden ötürü , camın içinden eriyip yok olabilmektedir.alkali iyonlarının yerini hidrojen iyonlarına bırakması dolayısıyla , hacim bakımından küçük olan hidrojen iyonlarının daha fazla hareket etmesine olanak vermesi nedeniyle yapısal bozulma gerçekleşmekte sonuç olarak yüzeyde pul pul dökülme başlamaktadır. yukarı alkalilerin neden olduğu diğer bir bozulma da ;ortamda varolan ya da suyun etkisiyle oluşan sodyumhidroksit veya potasyumhidroksitâ?in cam bünyesinden ayrılırken silis , oksijen bağını etkilemesiyle sodyum veya potasyum silikat oluşurturmasıdır. silikatlar suda çözüldüğü için yüzeye ilerler ve dışarı çıkarak karbondioksitle birleşir. bunun sonucunda sodyumkarbonat( na2co3) veya potasyumkarbonat (k2co3) oluşur. ve yüzeyde hidroksit , silis , silikat , ve karbonat meydana gelir.cam yüzeyinde ki bu tür oluşuma soğan kabuğu adı verilir. ayrıca alkaliler nedeniyle cam eserlerde terleme diye isimlendireceğimiz bir başka bozulma daha görülebilmektedir.buda hidroksitlerin doğrudan karbondioksit ile birleşmesi sonucunda karbonatlar oluşumudur. karbonatlarda doğal olarak nem çekici olduklarından cam yüzeyinde su damlacıkları oluşmasına neden olur. bu durumda cam özelliğini kaybeder , çünkü cam hamurunda ki alkaliler yok olmuştur. asitlerin etkisi:cam hamurunda dengeli asit kullanımı eserin yapısal özelliğini fazla etkilemez. ancak eski camlarda doku homejen olmadığından alkali katkılar asitten etkilenir yüzeyde silis tabakası oluşur. bu tabaka soğan kabuğu görünümünde değildir. toprak altındaki camlar nemli bazik ortamda kaldıklarında bozulma yoğundur. eğer toprak altında eser asitik ortamda kalmış ise fazla bozulmaya uğramaz. kazı sonucu çıkartılan eserlerin yüzeylerinde gerçekleşen değişime irizasyon denir. yüzeyde gerçekleşen renk değişimi yani irizasyon tabakası havayla teması sonrasında silisin bünyesinde gerçekleşen nem kaybıyla zaten bir bozulma şekli olan irizasyonun cam bünyesinden ayrılmasıyla sonlanır. cama konan renklendiricilerin neden olduğu bozulmalarda , madde bozulmasına bağlı olarak yüzeyde farklı tonlar oluşur.eğer hamurdaki renklendirici oranı yüksek ise renkli bir bozulma tabakası olur. cam eserlerde bozulmanın en önemli nedeni oluşturan kimyasal değişimin , hamurda yeralan maddelerin oluşturdukları kimyasal bağ yapısındaki dağınıklık , bir düzen sağlamaması katkı maddelerinin fazlalığıyla dahada artmakta , değişimlere hassaslığını artırmaktadır. biyolojik etkiler: cam eserlerde görülen bir başka bozulma nedenidir. ortamda yeralan liken , yosun , algealar cam yüzeyiyle temas etmesi sonucunda nem oranının değişmesine , salgıladıkları asitlerle kimyasal hareketlenmeye sebeb olmakta ve eser dokusu ziyan görmektedir. cam eserlerin yapısal degişimi toprak altında olabileceği gibi müzelerde , sergileme yada depolama koşullarında da olabilmektedir. yukarı cam eserlerin restorasyonunda mekanik ve kimyasal yöntemler kullanılmaktadır. mekanik uygulamalar sonuçları gereği tercih edilendir. kimyasal temizleme cam eserlerde rahat kullanılabilmektedir. ancak yinede oldukça titiz davranılması gerekir.sağlam camlarda % 10 hidroklorik asitin saf su ile karıştırılmasıyla elde edilen çözelti kullanılarak korozyon temizlenebilmektedir. hatta hidroklorik asit , e.d.t.a veya sodyum heksometafosfat saf renksiz ve karıştırılmasından elde edilen çözelti kullanılır. yüzeyde bulunan toprak , kir alkollü pamukla alınabilir. lekeli yüzeylerde hidrojen peroksit kullanılabilir. cam eserlerde neme bağlı oluşan bozulmaları önleyici bir çözüm olmamasına rağmen , % 5-10 paraloid b72 veya %5-10 p.v.a. , hxtal nyl-1 epoksi reçineler kullanılmaktadır. cam eserler kırık veya çok parçalı olduğu durumlarda öncelikle parçaların temizliği yapılmakta daha sonra parçaların yerleri bulunmakta ve birleştirilmektedir. ağız yada dipten başlayan birleştirme de parçaların yerleri bulunur daha sonra parçalar tek tek yapıştırılır yada selobantlarla önce birleştirilir daha sonra yapıştırma gerçekleştirilir. yapıştırıcı olarak fazla bir seçenek yoktur. epoksi reçineler yapıştırıcı olarak kullanılır. bunlar: araldit my 752 â?hy 2296 , araldit gy 292 â?xd 537 , ablebond 342-1 , plastogen , thermoset 600- accelerator , epotek 301 , teknovit 4004-8004 kullanılabilmektedir. eksik bölümlerin tümlenmesi zorunlu olduğu durumlarda dişçi mumuyla alınan kalıplar kullanılır. tümlemek için bununla birlikte ablebond , plastogen gibi epoksi reçineler tercih edilir. c a m i n t a r i h i camın mısırlı`lar ve finikeli`ler eliyle i.ö. 2.yüzyılda ılk kez üretildiği rivayetinin yanısıra , i.ö. 3. yüzyıl`da yapıldığına inanılan ön cam örnekleri mezopotamya`da bulunmuştur. camın ılk olarak ne üretildiğine dair tek argüman olmamasına mukabil , romalı bir tarihci olan pliny , finike`li denizcilerin camı evvel olarak bulduğuna işaret eder. hikayeye bakılırsa denizciler , suriye`nin prolemais bölgesindeki sahilde tek kamp kurdular ile ateş yakarak kaplarını , aynı zamanda yükleri vaki , soda blokları üzerine koydular. ertesi güneş uyandıklarında , ateşin sıcaklığından dolayı kum ve sodanın camı oluşturduğunu gördüler. pliny`nin bu anekdotu belirsiz olur fakat cam üretimi karşı gerekli olan esaslı formülü içermektedir. kum pencere üretiminde işaret mühim maddedir. galeyan noktasını ıskat etmek için soda eklenir ve sertleşmesi okunuşu uzun ömürlü olması için üçüncü namına kireç eklenir. doğu akdeniz bölgesindeki ilk kadeh bulgularına , türkiye`nin güneybatı kasabası hasıl kaş doğru , i.ö. 2000 senesi civarında batmış bir ticaret gemisinin yük bölümünde rastlanmıştır. bu batıktaki yükte , kalıplara dökülen erimiş camdan yapılmış gökçe cam külçeleri bulunmuştur. mezopotamya`da üretilen cam nesnelerle birlikte , sırça yapma teknikleri akdeniz`in diğer bölgelerine de yayılmıştır. ilk başlangıçta cam bloklar kullanılmış okunuşu oyularak şekil verilmiştir. mısır`ın iskenderiye şehri 7. yüzyıldan ıtibaren cam yapım merkezi vaki ve cam üfleme teknikleri bu dönemde bulunmuştur. bu teknik italyan atölyelerinde ilk olarak cumae , literium okunuşu pozzuoli`de ile daha sonra da roma`da daha değişik şekilllerle kullanılmıştır. bizans döneminde sırça ağırlıklı namına binalarda kullanılmıştır ve bu döneme ilişkin örnekler günümüzde bulunmaktadır. türkiye`de pencere suni sanatı selçuklu`larla bir arada başlamış ve istanbul`un keşfini takiben gelişmiştir. istanbul okunuşu etrafında müteaddit cam atölyesi kurulmuştur. 14. yüzyılın başlarında çubuklu doğru kurulan kristal cam imalathanesinde çeşm-i bülbül adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlanmıştır. türkiye`de çağdaş anlamda ilk cam fabrikası 1934 yılında paşabahçe`de kurularak yaptığı atılımlarla kendini devamlı yenilemektedir.
Kaynak: mimarch.biz Toplam Ziyaretçi Sayısı : 140 |
||||
İhlal / Hata Bildir : |
||||
Paylaş : |
||||
Tavsiye Et : |
||||
|
|
| Cam Haber / Makalesi ile ilgili hiç yorum eklenmemiş. | |
|
|

